McLaren’ın içinde bulunduğu durumu en iyi anlatan veri, son dört yarışta toplayabildiği 49 puan. Aynı dönemde Red Bull 125, Ferrari 116, Mercedes ise 104 puan kazandı. Birkaç hafta öncesine kadar takımlar şampiyonasında Ferrari’nin ikinciliğini ciddi biçimde tehdit edebilecek bir takım görüntüsü veren McLaren, Austin yarışının ardından 355 puana sahip ve Red Bull ile ara kapandı.

McLaren'da kriz rakamlara yansıyor: Red Bull ile puan farkı kapandı

Üstelik bu düşüş, sezonun oldukça başarılı geçen bir döneminin ardından başladı. Dolayısıyla söz konusu olan, rekabetçi olmayı hiçbir zaman başaramamış bir takım değil; rakipleri karşısında giderek güç kaybeden bir proje.

Amerika Grand Prix’si, McLaren’ın yaşadığı sorunları bir kez daha doğruladı. Aynı zamanda, bu sorunların kaynağını anlamaya yardımcı olacak bazı ipuçları da sundu. Andrea Stella, MCL40’ın gerçek potansiyelinin şu anda görülenden çok daha yüksek olduğunu inkâr etmedi. Ancak takımın artık tekrarlayan bir sorunla karşı karşıya olduğunu da kabul etti: Aracın potansiyelinden düzenli olarak yararlanamamak.

Hızlı ama potansiyelini ortaya çıkarması zor bir araç

Lando Norris, McLaren
Lando Norris, McLaren

Stella, “Bence yarışta, sahip olduğumuzu düşündüğümüz potansiyeli gördük. Lando, aracın sıralama turlarında ikinci sırayı alabilecek kapasitede olduğunu düşünüyordu. Bu değerlendirme belki biraz abartılıydı ama aracımızda böyle bir potansiyel vardı. Sorun şu ki bu yıl aracın bütün potansiyelini ortaya çıkarmak çok zor.” ifadelerini kullandı.

Aslında meselenin merkezinde tam olarak bu sorun bulunuyor. McLaren’ın yaşadığı sıkıntı, performans eksikliğinden çok, aracın ideal çalışma aralığını düzenli olarak yakalayamaması gibi görünüyor. Bu kısıtlama özellikle tek tur performansında kendisini gösteriyor. Çünkü sıralama turlarında pistin her santimetresinden ve mevcut yol tutuşunun her zerresinden yararlanmak gerekiyor.

Yarışta ise durum biraz daha iyiye gidiyor. Bunun nedeni, pilotların lastikleri koruyabilmek için sürüşlerinde belirli bir pay bırakmak zorunda olmaları. Stella’ya göre Austin’de McLaren’ın yarış temposu Ferrari ve Red Bull ile benzer seviyedeydi. Antonelli ise bu grubun üzerinde bir performans sergiledi.

Ancak yarışa geriden başlamak, özellikle araçlar arasındaki performans farklarının bu kadar az olduğu bir ortamda, iyi bir sonuç elde etme ihtimalini büyük ölçüde azaltıyor.

Yarışın son bölümünde tercih edilen tek pit stop stratejisi de McLaren’ın bu dezavantajı aşmak için yaptığı bir girişimdi. Rakiplerinin stratejisini takip etmeleri durumunda Norris ve Piastri’nin kaçınılmaz olarak onların arkasında kalacağı düşünülüyordu.

Oscar Piastri, McLaren, Lando Norris, McLaren
Oscar Piastri, McLaren, Lando Norris, McLaren

Oscar Piastri, McLaren, Lando Norris, McLaren

Stella bu stratejiyi şöyle açıkladı: “İki pit stop yapsaydık geride kalacaktık. Tek pit stopla bir Güvenlik Aracı ihtimalini değerlendirmeyi ya da sert hamur lastiklerle ne kadar ileri gidebileceğimizi görmeyi umabilirdik. Verstappen’i, özellikle de Leclerc’i arkamızda tutmanın çok zor olacağını biliyorduk.”

Dolayısıyla bu, McLaren’ın en doğru seçenek olduğuna kesin olarak inandığı bir strateji değildi. Aksine takım, kendisine bir fırsat yaratabilmek için daha riskli bir seçeneğe yönelmek zorunda kaldı.

Norris ve Piastri, birbirinden farklı sorunlar yaşıyor

Teksas’taki yarış hafta sonu, McLaren’ın iki pilotu arasında da önemli bir farkı ortaya çıkardı.

Oscar Piastri, McLaren, Lando Norris, McLaren
Oscar Piastri, McLaren, Lando Norris, McLaren

Oscar Piastri, McLaren, Lando Norris, McLaren

Foto di: Colin McMaster / LAT Images via Getty Images

Stella, Austin’in Norris’in genellikle iyi performans gösterdiği, Piastri’nin ise daha fazla zorlandığı bir pist olduğunu belirtti. Ancak bu durumun açıklaması yalnızca pistin özellikleriyle sınırlı değil; iki pilotun sürüş tarzları da belirleyici bir rol oynuyor.

Stella, iki pilotun güçlü yönleri arasındaki farkı şöyle anlattı: “Oscar’ın güçlü yönü, performansını adım adım geliştirebilmesi. Referans noktalarını bulduğunda tur üstüne tur koyarak daha iyi hâle geliyor. Ancak burada her tur birbirinden farklı. Lando ise özellikle araç kayarken değişen koşullara uyum sağlama konusunda çok yetenekli.”

Bu ayrım önemli. Çünkü MCL40’ın öngörülemeyen davranışları, iki pilotu farklı şekillerde etkileyebiliyor. Aracın davranışına ilişkin istikrarlı referanslara ihtiyaç duyan bir pilot, bu belirsizlik nedeniyle performansını geliştirmekte daha fazla zorlanabiliyor.

McLaren’ın yarış sırasında iki pilotunun pozisyonlarını değiştirmeye karar vermesi de bu açıdan şaşırtıcı değildi. Takım, Norris’e önündeki araçlara atak yapma fırsatı tanıdı. Piastri’nin rakiplerinin temposuna ayak uyduramaması ihtimalinde bu değişikliğin yapılabileceği, yarış başlamadan önce de değerlendirilmişti.

Lando Norris, McLaren
Lando Norris, McLaren

Önce takım, ardından pilotlar arasındaki rekabet

Bu kararın daha geniş bir anlamı da var. Singapur’da yaşanan gerilimin ardından Stella, McLaren’ın önceliğinin yeniden ön sıralara dönmek olması gerektiğini vurguladı. Pilotlar arasındaki rekabetin yönetimi ise geçici olarak takımın ortak çıkarlarının gerisinde kalacak.

Stella, “Oscar ile Lando’yu yeniden ilk çizgide, galibiyet için mücadele ederken görmemiz gerekiyor. Aralarındaki rekabeti daha sonra yönetiriz. O zamana kadar McLaren’ı yeniden ön sıralara taşımak için hep birlikte çalışmalıyız.” dedi.

Bu, yaklaşım açısından önemli bir değişiklik. Bir takım galibiyetler için mücadele ederken enerjisinin bir bölümünü iki pilot arasındaki rekabeti yönetmeye ayırabilir. Ancak rekabet gücünü yeniden kazanması gerektiğinde alınan her kararın, takımın genel sonucunu mümkün olduğunca iyileştirmeye yönelik olması gerekir. McLaren da artık içinde bulunduğu yeni durumun gerekliliklerini kabul etmiş görünüyor.

Güncellemeler henüz sona ermedi

Stella, takımın geliştirme programının önümüzdeki haftalarda devam edeceğini doğruladı. Meksika Grand Prix’si için önemli güncellemeler planlanmıyor. Buna karşılık Brezilya ve Las Vegas yarışları arasında araca yeni güncellemeler getirilecek.

McLaren’ın açıkladığı ilk hedef, podyum mücadelesine düzenli olarak geri dönmek. Bir sonraki aşamada ise galibiyet için mücadele edebilecek performans seviyesine yeniden ulaşmak.

Ancak McLaren’ın sorununu yalnızca araca daha fazla performans ekleyerek çözmesi mümkün değil. Asıl zorluk, mevcut performansı kullanılabilir hâle getirmek ve özellikle sıralama turlarında aracın potansiyelini ortaya çıkarmak.

Çünkü teoride ön sıralar için mücadele edebilecek kapasiteye sahip olan, ancak kritik anlarda bu potansiyeli ortaya koyamayan bir araç kaçınılmaz olarak ağır bir bedel ödüyor.

Son dört yarışta toplanan 49 puan, görmezden gelinmesi zor bir alarm niteliğinde. Ferrari ve Red Bull farklı yollar izlemiş olsa da her iki takım da McLaren’dan çok daha yüksek puanlar topluyor. Russell’ın yaşadığı zorluklara rağmen Mercedes de Antonelli’nin performansından yararlanmayı sürdürüyor.

McLaren ise artık rakiplerini yakalamaya çalışıyor. Üstelik tehlike yalnızca Ferrari ile arasındaki farkın açılması değil. İngiliz takım, birkaç hafta öncesine kadar rakiplerinin tehdidinden uzak görünen üçüncülüğü de kaybetme riskiyle karşı karşıya.

Artık McLaren için yalnızca hızlı olmak yeterli değil. İngiliz takımın öncelikle, sahip olduğu hızı istikrarlı biçimde puanlara dönüştürme becerisini yeniden kazanması gerekiyor.

Fikrinizi almak istiyoruz!